1. HABERLER

  2. FUTBOL

  3. FUTBOL HABER

  4. "İşimizi iyi yaptık şampiyon olduk"
"İşimizi iyi yaptık şampiyon olduk"

"İşimizi iyi yaptık şampiyon olduk"

Beşiktaş'ın maestrosu şampiyonluk hikayesini yazmaya devam ediyor. "Gaziantep maçı kupanın önündeki son engeldi. Rakibimizin küme düşmüş olması bizi hiç de rehavete sokmuyordu."

A+A-

Ajans Beşiktaş - KAPTANIN KALEMİNDEN 3. YILDIZIN ÖYKÜSÜ - OĞUZHAN ÖZYAKUP YAZDI
 
Sezon boyunca ne herhangi bir rakibi küçümsedik ne de kendimizi zirvede gördük. İşimizi iyi yaptığımız için şampiyonluğu hak ettik. Gaziantep’te bitiş düdüğünden sonra Allah’a şükrediyordum. Beşiktaş forması altında ikinci şampiyonluğumu kazandım. Emeği geçenlere ne kadar teşekkür etsem azdır.
 
Trabzonspor deplasmanının çok zor geçeceğini biliyorduk. Fakat şampiyonluğa da zaten böylesine zorlu deplasmanları kazanarak ulaşabilirsiniz... Herkes o maçın bizim açımızdan kolay geçeceğini sanıyordu ama aslında çok bir karşılaşmaydı. Bu maçın hemen arkasından UEFA Avrupa Ligi’nde Lyon ile zorlu bir maçımız daha vardı. İki maçı da kazanmak zorunda olduğumuz için sahada hem gücümüzü kontrollü kullanmak hem de sabırlı oynamak zorundaydık.

Trabzonspor maçında goller atıyoruz ama bir yandan da kalemizde goller görüyorduk. Hem biz hem de Trabzonspor özellikle hücum anlamında çok iyi oynuyorduk.Ama yenilen gollere baktığımızda takım halinde savunma hatalarımız oluyordu. Maç 3-3’e geldiğinde sanki 90 dakika beraberlikle bitecekmiş gibi gözüküyordu. Açık konuşmak gerekirse böylesine zorluk derecesi yüksek deplasmanlarda yenemiyorsan, evine yenilmeden dönmek zorundasın.
 
Her maç finaldi
Fakat futbolda 90 dakika bitmeden ne olacağını kestiremiyorsunuz. Hiç kimsenin beklemediği bir anda Atiba’nın attığı o gol bizi şampiyonluk yarışında çok daha iddialı hale getirdi. Daha önce de belirttiğim gibi böylesine son dakika golleriyle kazanılan maçların ardından takım içerisindeki pozitif hava daha da üst seviyeye çıkıyor.
Adriano’nun Çaykur Rizespor deplasmanında attığı son dakika golünde olduğu gibi Trabzonspor deplasmanında da soyunma odasında müthiş bir sevinç vardı.

Haftalar hızlı ilerledi... Kasımpaşa galibiyetinin ardından ligde kalan maçlarımıza final gözüyle bakmaya başladık. Geriye sadece 2 maç kalmıştı. Son iki haftaya dört puan farkla girsek bile hocamızın da dediği gibi henüz biten bir şey yoktu. Gaziantepspor maçı, şampiyonluk önündeki son engeldi...
 
Kaçırmak istemedik
Rakibimizin küme düşmüş olması bizi hiç rehavete sokmuyordu. Daha önce bu konuda sıkıntı yaşadık ve gereken dersleri almıştık. Bu maç öncesinde soyunma odasında sahaya çıkarak işimizi mümkün olabildiği kadar en ciddi şekilde yapmamız yönünde ifadeler kullanmıştık.

Şükürler olsun ki bu maçta beklediğimiz ilk gol erken gelmişti. 90 dakika bitmeden şampiyonluğu ilan etmeyecektik. Biz sezon boyunca ne herhangi bir rakibi küçümsedik ne de kendimizi şampiyon gördük. Ligin ilk haftasından beri getirdiğimiz bu yarışı, son haftalarda elimizden kaçırmak istemiyorduk.
 
Yine şampiyon oluruz

İşimizi iyi yaptığımız için şampiyonluğu hak ediyorduk. Gaziantepspor maçındaki bitiş düdüğünden sonra Allah’a şükrediyordum. Beşiktaş forması altında ikinci şampiyonluğumu kazandım. Benim gibi bu başarıyı yakalayan takım arkadaşlarıma, hocalarımıza, yönetim kuruluna ve taraftarımıza ne kadar teşekkür etsem azdır. Hepimizin bu başarıda emeği var. Yağmur, çamur demeden taraftar her maçımıza geldiler. Beşiktaş’ı her şeyden önce tuttuk. Bu seneyi de şampiyonlukla kapattık ama ben inanıyorum ki, bu takım, bu teknik heyetle, bu yönetim ve bu taraftarla seneye de aynı başarıyı elde edeceğiz.
 
Derbide fırsat kaçınca hocamız devreye girdi
Fenerbahçe maçında ikinci golü bir türlü atamadık ve son dakikada kendi hatamızdan 2 puan kaybettik. Üzüldük mü, kızdık mı anlam veremiyorduk. Hocamız takımı çok hızlı şekilde ayağa kaldırdı ve yolumuza devam ettik.
 
Medipol Başakşehir’e kaybettiğimiz maçtan sonra evimizde Fenerbahçe ile oynayacağımız için o hafta herkes büyük bir özveriyle çalıştı. Fenerbahçe’yi yenerek şampiyonluğu büyük ölçüde garantilemek istiyorduk. Zaten Fenerbahçe’yi mağlup etmek moral-motivasyon açısından da bize çok iyi gelecekti. Maça başladığımızda bu oyunu bitiş düdüğüne kadar üstün bir şekilde oynayacağımızı hissediyorduk. Zaten öyle de oldu. Karşılaşmaya çok iyi başladık. Oyunu istediğimiz şekilde yönlendirebiliyorduk ama bir türlü gol bulamıyorduk.

Pozisyonlara girerek gole yaklaşıyorduk fakat şans yanımıza gelmiyordu. Ta ki Aboubakar’ın ilk yarının uzatmalarda attığı gole kadar. Hepimiz devre arasına büyük bir mutluluk içerisinde girdik. Soyunma odasında ikinci yarının taktiği üzerine konuştuk. Muhakkak ikinci golü bulmalıydık. Kontrollü futbol ve ayağa pas şeklinde oynamamız gerekiyordu. Ancak bazı basit hatalar nedeniyle ikinci golü atamıyorduk. Yaptığımız üst üste hatalar bize pahalıya patladı. Takım içerisindeki uyumsuzluk nedeniyle kendi kalemize gol attık.

Üzüldük mü, kızdık mı bir türlü anlam veremiyorduk. Hepimiz birbirimize bakıyorduk. Şampiyonluk konusunda bir tereddütümüz yoktu ama bu maçı kazanmamız gerekiyordu. Maçtan sonra Şenol Hoca takımı çok hızlı bir şekilde toparladı. Herkesi soyunma odasına çağırdı ve bizlere ‘Bu maçı hemen unutun’ dedi. Hocanın tecrübesi bizim bu üzüntüden çabuk çıkmamızı sağladı. Kimi zaman başarıya giden yolda işte böyle tecrübelerin değeri ortaya çıkıyor.
 
En fazla Başakşehir yenilgisine üzüldük
Hiç şüphesiz bu sezon en çok üzüldüğümüz maçlardan biri Medipol Başakşehir karşılaşması olmuştur. Yarıştaki rakibimizle olan 7 puan fark nedeniyle herkes bizim şampiyonluğu garantilediğimizi düşünüyordu. Çok iyi bir ritm yakalamıştık. Bu maçı kazansak kalan haftalar bizim için çok daha rahat geçecekti.

Fakat o gün maça çok kötü başladık. Sezona baktığımızda kötü başlayıp da galibiyetle bitirdiğimiz çok maç var. Ama bu maçta yediğimiz erken golün üzerine, gerekli tepkiyi gösteremedik. Üst üste gelen gollerden sonra bile oyunda düşmedik. Bizim ihtiyacımız olan tek şey sadece bir goldü. Biz takım ve taraftarımızla birlikte, Benfica maçının 3-0’dan 3-3 yaptık. Burada da aynısını hatta daha iyisini yapabilirdik ama maalesef o istediğimiz golü istediğimiz zamanda bulamadık.

Maç kaybetmek elbette futbolda olan bir şey ama bu kadar kötü oynayarak, bu kadar basit goller yemek bizi çok üzmüştü. Fakat bu maçtan sonra da aklımızda hiçbir zaman endişe yoktu. Herkesin düşündüğü gibi stresli bir ortam da yoktu. Antrenmanlarda herkesin yüzü gülüyordu. Şampiyonluğa inanmış bir takım olarak yolumuza devam ettik.

Bursa maçı çok kritikti
Tecrübeden bahsetmişken, bunun kalan haftalarda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Hocamızdan personele kadar, takım içerisinde çok deneyimli isimler vardı. Artık sezon sonuna kadar kalan her maç bizim için final niteliğindeydi. Her maça o gözle baktık.

Bunlardan biri de Bursaspor deplasmanıydı. İki takımın tribünleri arasındaki rekabet ister istemez bu maçın havasını daha farklı hale getiriyordu. Ama biz maça çok farklı bakıyorduk. Bizim için mutlaka kazanılması gerekilen bir maçtı. Maç sırasında tabi ki tribünlerin etkisiyle gerginlikler oluyordu ama bu deplasmandan beraberlikle bile dönme lüksümüz yoktu. Bursaspor’un da ligdeki konumu nedeniyle mutlaka kazanması gereken bir maçtı.

O nedenle çok çekişmeli bir maç oldu. Hocamızın da ikinci yarıda yaptığı bazı değişikliklerle üç puanı kazandık. Bizim için en kritik haftalardan biriydi. Geride Kasımpaşa, Gaziantepspor ve Osmanlıspor maçları kalmıştı. Şampiyonluk yarışındaki rakibimizin hangi hafta puan kaybedeceğinden önemlisi, biz kalan maçlarımızın hepsini kazanmak zorundaydık. Kasımpaşa maçının da kolay geçmeyeceğini biliyorduk. Kendi evimizde oynayacağımız için maçı kazanacağımıza çok inanıyorduk. Vodafone Park’ta müthiş bir ambiyans vardı. Sanki şampiyonluk maçı gibiydi. Tribünlerdeki doluluk ve coşku bizim oynama isteğimizi daha da arttırıyordu. Herkesin ‘çok kritik’ dediği bu karşılaşmayı da rahat bir oyun ve skorla kazanmayı bildik.
 
‘Aynen öyle oldu’
Son saniye golüyle berabere kaldığımız Fenerbahçe’ye karşı çok iyi oynamıştık, hakkımız galibiyetti. Hocamız maçtan sonra bizi motive etti ve çok iyi oynadığımızı ifade etti. Kalan 4 maçta aynı şekilde oynamamız halinde şampiyon olacağımızı da söyledi ve aynen öyle oldu.