1. HABERLER

  2. FUTBOL

  3. FUTBOL HABER

  4. "Talisca ile başlamak doğru olurdu"
"Talisca ile başlamak doğru olurdu"

"Talisca ile başlamak doğru olurdu"

Lig TV'de yayınlanan Maraton Programının sunucusu Şansal Büyüka, Spor Yazarı Bilal Meşe'nin Beşiktaş-Galatasaray derbisiyle ilgili sorularını yanıtladı.

A+A-

Son yılların en heyecanlı derbisine tanıklık ettik. Maçı konuşurken, tam beş yıl sonra kalkan “deplasman yasağı” sanki ikinci planda kaldı?

Sevgili Bilal, deplasman yasağının bu maç için kalkması ikinci planda kalmadı. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ile Galatasaray Başkanı Dursun Özbek arasında zaten çok sıkı bir dostluk var. Başkanlar ortamı germeyince, ev sahibi ve deplasman seyircisi sakinliğini koruyunca fazla bir gürültü patırdı çıkmadı. Ben bu deplasman yasağının köklü anlamda kalkıp kalkmayacağını anlamak için 11. haftadaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini beklemeyi doğru buluyorum. Daha sert bir rekabet var. Hatta bazen arada gerginlikler oluyor. Maç haftasında yöneticiler ortamı germezse, deplasmana gelecek olan Galatasaray seyircisi sakinliğini koruyabilirse, Fenerbahçe seyircisi iyi bir ev sahipliği yapabilirse bu yasağın kalkacağına, kalktığına o zaman inanırım.

Bir yandan “çok iyi maç oldu” diyoruz, bir yandan iki takımın hocasını eleştiriyoruz. Burada bir çelişki yok mu?

Futbolda her şeyin tamamıyla kusursuz ya da her şeyin tamamen kötü, yanlış olduğunu düşünemeyiz. Futbolun içinde aynı anda iyi de var, kötü de... Örneğin Bruma’nın attığı ikinci Galatasaray golü... Bruma, o 50 metrelik sprintinde saatte 34 kilometreye kadar çıkan bir hız yaptı. O hızla topun kontrolünü kaybetmedi ve mükemmel bir son vuruş yaptı. Futbol adına olağanüstü, kusursuz bir gol... Ama aynı golde Beşiktaş savunması “kartondan kale” gibi yıkıldı. Bruma 50 metrelik mesafede göz kamaştıran bir hız ve beceri ile giderken, Beşiktaş savunma anlayışı sınıfta kaldı. Görüyoruz ki aynı pozisyonun içinde çok iyi de var, çok kötü de...

Peki hocalar neyi yaptı, neyi yapamadı?

Galatasaray’ın Vodafone Arena’da, daha Beşiktaş’ın tek puan kaybetmediği statta, ilk yarıyı 2-0 önde kapatmasında hoca katkısını görmezden gelemeyiz. Galatasaray, derbilerin alışılmış kontrollü bir başlangıcını yapacağına, “hızlı hücum” anlayışı ile bu yarıda Beşiktaş kalesine adeta “baskın” yaptı. Baskın basanındır misali... İlk yarıyı hatırlayalım, skor üçe dörde gidebilirdi. Ama aynı Riekerink, herkesin kabul ettiği gibi, Beşiktaş’ın ikinci yarıda “kâbus” gibi üstüne çöktüğü dakikalarda değişiklik yapmakta ve defansif önlemleri almakta gecikti.

Ya Şenol Hoca?

Bak Bilal... Kazanmasına rağmen Beşiktaş savunması Alanyaspor ve Karabükspor maçlarında da ciddi sıkıntılar yaşadı. Takım maçı alınca bunlar görmezden gelindi. Beşiktaş savunma anlayışını henüz yerleştirebilmiş değil... Beşiktaş’ın bir maçta orta sahayı ilk defa rakibine teslim ettiğini gördüm. İlk yarıda mutlak bir Galatasaray egemenliği vardı.

İkinci yarıda ne değişti?

Beşiktaş’ta bu sezon çok karşılaşacağız. Kadro geniş olunca ve puan kayıpları yaşandıkça “o niye oynamadı, bu niye oynamadı” soruları gündemi meşgul edecek. Ancak ben de Beşiktaş Yönetimi gibi, Beşiktaş taraftarı gibi, medya gibi, herkes gibi Talisca ile başlamanın daha doğru olacağını düşündüm. Nitekim Talisca’lı ikinci yarı çarpıcı biçimde fark edildi. Ama “evdeki hesabın çarşıya uymaması” gibi, Şenol Hoca, özellikle Gökhan İnler’in, Oğuzhan’ın bu kadar etkisiz kalacağını, Atiba’nın eski maçlarını aratacağını nereden bilsin? Bardağın dolu tarafından bakarsak, Riekerink ilk yarıda 2-0 yaparken; Şenol Güneş, ikinci yarıda 2-0’ın altından kalkarken iyi iş çıkardılar.

“Futbolda her şeyin tamamen kusursuz ya da her şeyin tamamen kötü ve yanlış olduğunu düşünemeyiz. Derbide iyi de vardı, kötü de...” (Milliyet)