Türkiye İçin 2 Ayrı Beklenti: 2026’da Büyümede İvme, Enflasyonda Kalıcı Baskı
Türkiye ekonomisine yönelik orta vadeli beklentiler, 2026’da büyümenin hızlanacağına işaret ederken enflasyon cephesinde temkinli bir tablo çiziyor. Küresel belirsizlikler sürerken, hem bankacılık raporları hem de uluslararası ekonomistlerin değerlendirmeleri bu dönemin çok katmanlı bir denge arayışıyla geçeceğini gösteriyor.
BofA’nın Orta Vadeli Çerçevesi: Büyüme Güçleniyor, Enflasyon Yüksek Kalıyor
Bank of America (BofA) Global Araştırma birimi tarafından yayımlanan rapor, Türkiye ekonomisine dair 2025 ve 2026 projeksiyonlarını ortaya koyuyor. Rapora göre ekonomik büyüme 2025’te yüzde 3,7 seviyesinde öngörülürken, 2026’da bu oranın yüzde 4,3’e yükselmesi bekleniyor. Bu tablo, büyümenin 2026 yılında belirgin biçimde ivme kazanacağına işaret ediyor.
Enflasyon tarafında ise daha temkinli bir görünüm öne çıkıyor. Banka, 2026 yılı için enflasyonun yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor. Raporda, sıkı para politikası duruşunun etkilerinin zamana yayılarak hissedileceği ve dezenflasyon sürecinin kademeli ilerleyeceği vurgulanıyor.
Büyüme ile fiyat istikrarı arasındaki bu hassas denge, önümüzdeki dönemin temel tartışma alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
Faiz, Bütçe ve Cari Denge Beklentileri
BofA’nın değerlendirmeleri yalnızca büyüme ve enflasyonla sınırlı değil. Banka, 2026 yılı sonunda politika faizinin yüzde 30 seviyesinde olacağını öngörüyor. Mali göstergelere bakıldığında ise bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1, cari açığın ise yüzde 1,7 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Bu projeksiyonlar, sıkı para politikasının mali disiplinle birlikte yürütülmeye devam edeceği bir çerçeveye işaret ediyor. Raporda ayrıca küresel finansal koşulların, iç talep dengesinin ve dezenflasyon sürecinin ekonomik görünüm üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği ifade ediliyor.
Rogoff’tan Küresel Perspektif: “Türkiye Süreci Görece İyi Yönetti”
IMF eski Başekonomisti ve Harvard Üniversitesi’nden Prof. Kenneth Rogoff, Davos’ta yaptığı değerlendirmelerde Türkiye’ye dair daha geniş bir küresel çerçeve sundu. Rogoff, belirsizliklerin arttığı küresel ortamda Türkiye’nin büyümeyi “makul” seviyelerde tutmayı başardığını dile getirdi.
Rogoff’a göre, Türkiye dahil gelişmekte olan ülkeler 2026 yılını beklentilerin üzerinde bir performansla tamamlayabilir. Bu değerlendirme, yalnızca Türkiye’ye değil, gelişen piyasalara yönelik genel algının da yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.
Gelişen Piyasalar ve Yatırımcı Algısı
Rogoff, dirençli büyümenin devam etmesi halinde gelişen piyasaların 2026’da da piyasa ortalamasının üzerinde performans gösterebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede 2026’yı yatırımcılar açısından “iyi fırsatlar” barındıran bir yıl olarak tanımlıyor.
Ancak bu iyimserlik, koşulsuz bir rahatlama anlamına gelmiyor. Rogoff, küresel tablonun dalgalı seyrine dikkat çekerek risklerin de masada kalmaya devam ettiğini vurguluyor.
Oynaklık Uyarısı ve Küresel Riskler
Rogoff’un değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklardan biri de küresel oynaklık riski. 2025’te tarifelerin beklenen ölçüde olumsuz bir etki yaratmadığını belirten Rogoff, 2026 için daha dalgalı bir küresel görünüm öngörüyor. Borç krizi ihtimali ya da borsalarda sert bir düzeltme olasılığı da bu çerçevede göz ardı edilmemesi gereken riskler arasında yer alıyor.
Döviz cephesinde ise doların bazı Asya para birimleri karşısında fazla değerli olabileceği, Euro/Dolar paritesinin ise görece makul seviyelerde bulunduğu görüşü öne çıkıyor.
Jeopolitik Başlıklar da Gündemde
Rogoff, ekonomik değerlendirmelerin yanı sıra jeopolitik başlıklara da değiniyor. Grönland gibi konuların uzun vadede ancak uzlaşı ve anlaşma zemininde meşruiyet kazanabileceğini ifade ediyor. Bu vurgu, ekonomik beklentilerin jeopolitik dengelerden bağımsız düşünülemeyeceğini bir kez daha hatırlatıyor.
Editör: Haber Merkezi
