Serdal Adalı’dan Beşiktaş ve transfer gündemine dair önemli açıklamalar
Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Tüpraş Stadyumu’nda düzenlediği basın toplantısında Beşiktaş’ın gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu:
“Son günlerde camiamızda cereyan eden olaylar ve yaşanan ortam üzerine bugün sizlerin karşısındayım. Özellikle iki gün önce yine sosyal medyada oluşan bilgi kirliliği ve dört yönetim kurulu üyemizin istifa ettiği haberlerinden ve asıl gündem olması gerektiği halde ne hikmetse hiç yokmuş gibi davranılan önemli bir gelişmeden başlamak istiyorum. Bilmenizi isterim ki yönetim kurulumuzda istifalar olduğu haberleri başta olmak üzere, hazırlanan bazı sosyal medya kampanyaları tamamen asılsızdır, taraftarımızı tahrik etme çabalarıdır. Neredeyse her basın toplantısında belirttiğim üzere, maalesef ki yine dedikodularla ya da yalan haberlerle gündem yaratma amacı taşımaktadır. Bu yalan haberler gündem olurken, üzülerek söylemek istiyorum ki diğer yandan da aslında ortalığı ayağa kaldırmamız gereken başka işler dönüyor.
Hepiniz takip etmişsinizdir. Biz bu tarz suni gündemlerle uğraşırken sadece ve sadece birkaç gün önce, SPK tarafından Beşiktaş hisselerindeki şüpheli işlemlerle alakalı tarihin en büyük cezaları verildi. Sermaye Piyasası Kurulu, vakti zamanında Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş. hisselerindeki piyasa bozucu eylemler nedeniyle çok sayıda kişiye çok büyük para cezaları uyguladı. Yani Beşiktaş hisselerini manipüle etme suçundan, tarihin en büyük borsa cezaları kesildi. Ama ne hikmettir ki sosyal medyada dört dönen gruplar bu konunun lafını dahi etmedi. Şimdi buradan soruyorum: Bu kampanyaları düzenleyenler, bu yalan haberleri yayan ve bunlara yorum yapanlar bu konuları hiç mi görmediler? Hiç mi denk gelmediler? Ya da üzerinde konuşmaya değer mi görmediler? Tarihin en büyük hadisesi olmuş, Beşiktaş bu yüzden büyük bir cezayla karşı karşıya kalmış, büyük bir itibar kaybına uğratılmış ama ne yazık ki kimse ağzını bile açmıyor. Beşiktaş hisselerindeki sıra dışı hareketlerin ne zaman gerçekleştiği ortadadır. Bu kadar büyük fiyat hareketlerinin kendi kendine gerçekleşemeyeceği de malumunuzdur. Ben Cumhuriyet Başsavcılığımızı bu konuyla ilgili acilen göreve çağırıyorum. Kulüp tarafında bu işlerin içinde olan kim varsa; başkanı, yönetim kurulu üyesi ya da profesyoneli demeden bu işlerin hesabının sorulması için savcılığımızı göreve çağırıyorum.
Gelelim Dikilitaş mevzumuza. Bu konuda da yine aslı astarı olmayan yalan haberler ve yanlış bilgiler kasıtlı olarak ortaya yayılıyor. Ben bu yalan yanlış haberlerin sebebini de çok iyi anlıyorum. Geçtiğimiz toplantılarda da ifade ettiğim gibi bu kulübün mali yönden çökmesini isteyenler ve sonunda da bu kulübü ona buna pazarlık malzemesi yapma hesabı içinde olanlar var. Bu işleri onlar yapıyor. Bunu amaçlayanlar; hiç utanmadan, sıkılmadan aslında bu Beşiktaş’ın mali bağımsızlığını elde edemeyerek satılmasını isteyen ekiplerdir. Bu konuda bugüne kadar bazı gerçekleri dillendirmemeyi tercih ettim ama artık bilmeyenler de bilsin. Beşiktaş’ın burada böyle bir arsa değeri yoktu arkadaşlar; yoktan, sıfırdan yaratıldı bu iş. Şimdi maalesef ki kendi içimizden bazıları dilekçeler yazmışlar. Burası gezinti alanı, spor alanı diye onlarca başvuru yapmışlar. Evet evet, kendi içimizdekiler yapmışlar bunu. Ben Dikilitaş projesinin son durumunu şimdi sizlere buradan açık açık anlatayım. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, düzenlenen ihale sonucunda gelen teklifteki rakam 400 milyon dolar civarındadır. Bu rakam projede toplanacak toplam hasılatın minimum garanti bedelidir. İyice anlaşılması için tekrar ediyorum; yani burada yapılacak satışların toplamında 400 milyon doların altında hasılat elde edilmeyecek demektir. Projeyi yapacak şirketin garantisi budur. Bildiğiniz üzere Beşiktaş’ın bu projenin gelirindeki payı yüzde 50’dir. Bu demektir ki bu projeden Beşiktaş’a gelecek asgari rakam da 200 milyon dolardır. Bugüne kadar hiç söylemedim ama projedeki satışlar ilerledikçe, bizim inşallah daha yüksek gelir elde etme şansımız bulunuyor. Camiam şunu bilsin ki, Beşiktaş bugün itibarıyla kâğıt üstünde faizli borçlarının ve vergi borçlarının tamamının karşılığını yaratmıştır.
Buradan gelecek para faize tabi tüm borçlarımızı ve tüm vergi borçlarımızı karşılamaktadır. İnanın camiamız içinden insanların neden bu işler olmasın diye çabaladıklarını ben akla ve mantığa sığdıramıyorum. Bugüne kadar tek bir kelime etmedim ama ben bu göreve geldiğimde dibin de dibindeydi bu kulüp. Finansal ve idari açıdan bu kulüp işgal altındaydı. Bugün geldiğimiz noktada ise bir süre sonra Beşiktaş’ın faizli borcu kalmayacak olup, üstüne de ya kasasında parası ya da parasının karşılığında gayrimenkulü olacaktır. Şimdi umuyorum ki Dikilitaş’a itiraz eden arkadaşların derdinin ne olduğunu tüm camiam anlamıştır. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde Sayın Özgür Özel ile gerçekleştirdiğim görüşme üzerinden de yine birileri niyet okumaya, öküz altında buzağı aramaya kalkmış. Beşiktaş’ın menfaati nerede ise Serdal Adalı oradadır. Dikilitaş projemizin pürüzsüz ilerlemesi, yerel yönetimle herhangi bir eş güdüm sorunu yaşanmaması adına bu görüşmeyi bizzat yüz yüze gerçekleştirdim. Bizim Beşiktaş’ın çıkarlarını korumak dışında ne bir gizli ajandamız ne de bir siyasi hesabımız vardır. Utanmadan, sıkılmadan bize “Beşiktaş’ın malını peşkeş çekiyor” diye hakaret eden kişilerin amaçlarının tamamen bağcıyı dövmek olduğu artık açık açık ortada. Serdal Adalı ve arkadaşları gelsin, bir sene içinde kulübün içini düzeltsin, sponsorluk anlaşmalarıyla birçok kaynak yaratsın, sıfırdan projeler üretsin. Bu borcu öderken yapılan sermaye artışından gelen 32 milyon Euro’yu da götürsün ve iki senedir tek kuruş dahi ödenmeyen banka faizlerini kapatsın. Üzerine yıllardır tüm yönetimlerin sata sata yüzde 51’e düşürdüğü neredeyse yüzde 20 hissesini bu kulübün kasasına geri koysun. Bir yılda 71 milyon Euro tutarında oyuncu satışı yapsın. 30’un üzerinde oyuncu göndererek gerçek anlamda bir temizliğe imza atsın. Takım kadrosunu yıllar sonra ilk defa yapılanmaya uygun hale getirsin, yabancı oyuncu kontenjanı için hareket alanı açsın. Kulübün her noktasında maaş bütçesinde önemli bir pozitif değişim yaşansın, sonra da bu yönetim hiçbir iş yapamadı denilsin.
Sizlere soruyorum: Geldiğimizden beri bir günden bir güne futbolcuların maaşları mı gecikmiş bu kulüpte? Kulüp personelinin maaşları mı geç ödenmiş? UEFA kriterlerini mi yerine getirememişiz? Kulübe bir ihtar mı, ceza mı getirmişiz? Ne yapmışız? Yaz sezonunda 25 oyuncunun gidip 12 oyuncunun geldiği, devre arasında 7 oyuncunun daha ayrıldığı, bazı transferlerden kâr elde ettiğimiz önemli bir kadro revizyonu yapmışız. Geçtiğimiz yaz yanlış yaptık dediğimiz transferi de kiralayarak yapmışız ve tek kuruş kiralama parası dahi ödememişiz. Bu kulübe de tek kuruş zararı olmadan göndermişiz. Göreve geldiğimizden beri yaptıklarımızı bir de şu sözlerle anlatayım: Beşiktaş’ta kabul edilmesi gereken bazı gerçekler var. Biz göreve geldiğimizden beri; tarihin en büyük borç ödemesi yapılmış, 32 milyon Euro Bankalar Konsorsiyumu’na yatırılmış, Bankalar Konsorsiyumu’nda borçlu bulunduğumuz üç bankanın birine olan borç tamamen kapanmış, Kulübümüze birçok sponsorluk getirilmiş, bu sponsorluklardan önemli gelir elde edilmiş, bugüne kadar yapılan sponsorluk anlaşmalarından çok daha büyük tutarlı anlaşmalarda son aşamaya gelinmiş, bir yılda 71 milyon Euro oyuncu satış geliri elde edilmiş, Dikilitaş projesi başlatılmış, Beşiktaşımızda ilk defa gerçek anlamda bir kadro temizliği yapılmış durumdadır. Bundan sonraki ilk hedeflerimiz her türlü engellemelere rağmen Dikilitaş projesinin ekonomik girdilerini kasaya koymak, Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmak, Beşiktaşımızın kadro yapılanmasını tamamlayarak yeniden şampiyonluklar elde edecek kadroları kurmaktır. Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmış, Dikilitaş’ı bu noktaya getirmiş, kadrosunu bu yapılanmaya hazır hale getirmiş Beşiktaş’a herkes aday da olur, başkan da olmak ister. Ama bazılarının kaçarak bıraktığı Beşiktaş’a Serdal Adalı gelir ve taşın altına elini sokar. Bir yılda yaptığımız işler bunlardır.
El insaf ya! Ben bir senede 30’un üzerinde adam yollamışım bu takımdan. Bunların sadece üç tanesi bizim dönemimizde gelen oyuncular; bir tanesi de şu an kiralıkta. Gerisi hep bizden önce gelen ve Beşiktaş’a mali külfet oluşturan oyuncular. Biz, bizim dönemimizden önce gelip de yolları ayırdığımız bu oyuncuların neredeyse tamamına yakınının da maaşlarını ödemeye devam ediyoruz.
Sizlere ve ekran başında bizi izleyen bütün Beşiktaşlılara soruyorum şimdi: Kim aldı bu oyuncuları, ben mi aldım? Bütün bunlar olurken bazı çevreler utanmadan geçen kış döneminde yaptığımız iki genç transferi üzerinden bize hakaret boyutuna ulaşan sözler sarf ediyorlar. Yanlış anlaşılma olmasın, taraftarımızın eleştirisinden bahsetmiyorum burada. Kaldı ki bu oyuncuların birinden de altı ayda 3 milyon Euro para kazandık biz. Ayrıca oyuncu ayrılırken de kendisi dahil cebimizden çıkan bir kuruş para yok. Bugüne kadar UEFA kriterleri gereği çok açık ve net şekilde söylemiyordum ama sponsor desteğiyle alındı bu oyuncular, bunu da herkes bu şekilde bilsin.
Buradan açıkça söylüyorum: Bu camianın sezon devam ederken hiçbir şekilde ne yeni bir seçime, ne bir başkan ya da teknik direktör değişikliğine tahammülü kalmamıştır. Ne yapacağız yani, bu camiada her bağırıldığında yönetim mi değişecek, başkan mı gidecek? Teknik direktör mü istifa edecek? Biz öncelikle Beşiktaş’ta ne yazık ki kültür haline gelmiş bu yozlaşmayı bitireceğiz. İstifa sloganlarının bir yol, bir yöntem olmadığını, hiçbir zaman Beşiktaş’a fayda getirmediğini daha önce defalarca gördük. Bu alışkanlığı bitireceğiz. Beşiktaş isyan çıkarılarak, istifa sloganları başlatılarak dizayn edilemeyecek, istikamet verilemeyecek kadar büyük bir kulüptür. Beşiktaş her bir kişi ya da grubun kendi başkan adayına teslim etmeye çalışacağı, herkesin kendi ajandasını tutacağı, “küçük olsun benim olsun” diyenlerin söz sahibi olabileceği bir camia değildir. Beşiktaş’ta artık istikrara, planlamaya, uzun ve doğru bir yol haritasına, birlik beraberliğe ihtiyaç vardır. Herkes şunu bilsin ki biz şampiyonluklar ve sportif başarıyla birlikte, mali bağımsızlıktan bile önce Beşiktaş’ın ruh halini, sosyolojisini düzelteceğiz. Bugün bize istifa diye bağıranlar var, onlar bundan sonra da var olacaklar. Sezonun en fazla pozisyona girdiğimiz maçlarında, Antep maçında, Kayseri maçında da bağırdılar, yine bağıracaklar. Onlara söylüyorum. Ben ne Beşiktaş’a gelen son sponsorluk parasını alır kendi alacağımı tahsil etmek uğruna kasada 5 kuruş para bırakmadan giderim, ne de bana inananları, yanımda yürüyenleri de zan altında bırakarak tek bir söz etmeden kaçarcasına giderim. Her şeyin ötesinde Beşiktaş artık arkasına grubunu alıp istifa diyenin camianın ortasına seçim sandığı getireceği, başkan değiştireceği bir kurum değildir. Beşiktaş artık önüne gelenin kongre diyeceği, her sene seçime gidecek bir camia değildir. Ben bu koltukta oturmak için değil, Beşiktaş’ın bu pusu kültürünü söküp atması adına buradayım Görevimin başındayım. Ben bugün yönetim istifa diyenler de dahil bütün Beşiktaşlılarla yarın şampiyon Beşiktaş diye bağıracağım. Şimdi Beşiktaş’ı böyle bir ortamın içine sokan herkesin önünde iki yol var. Biz yolumuza ya bu seslerle devam edeceğiz, ya da stadımızda yalnızca Beşiktaş sesleri yankılanarak bu kaotik ortamı geride bırakacağız.
Şunun altını çize çize bir kez daha belirtmek isterim. Sözlerim asla ama asla gerçek taraftarlarımız için değildir. Taraftar bu kulübün sahibidir. Ama benim bu dediklerim taraftarımıza değil, her an kaos yaratmak için organize olan bir kitleye. Üstüne basa basa söylüyorum. Ama belli bir ekip var ki bu sezonun ilk maçından itibaren teşkilatlı olarak gerek statta gerek sosyal medyada gerçek taraftarımızı tahrik etmeye çalışıp hep bir kaos ve kriz yaratmayı amaçladılar. Sloganlarla, açıklamalarla Beşiktaş’a istikamet verme gayesinde oldular. Siz Beşiktaş için açıklama yapacak yetkiyi kendinizde nasıl buluyorsunuz? Siz bu camianın neresinde varsınız ki, bu camiadaki yeriniz nedir ki? Daha sezonun birinci maçında bu işleri neden başlattıkları ortadadır. Yalnız dediğim gibi, sakın ola ki bu sözlerimi cımbızla çekmeyin. Lafım asla ama asla Beşiktaş’ı düşünen, Beşiktaş’ın iyiliğini isteyen Beşiktaşlılara değildir. Bu işlerle uğraşan, bu işlerle geçinenleredir. Kimse karıştırmasın; protesto her zaman taraftarın hakkıdır. Memnun olmadıklarında bunu belli edebilirler, bu çok doğaldır, haklarıdır. Ben de şu anda saha içinden memnun değilim. Ben de onların içinden geldim ve ben de zamanında defalarca bu tribünlerde bağırdım, yeri geldiğinde protesto hakkımı da kullandım. Bu nedenle taraftarımızın ve tüm kamuoyunun benim sözümün kimlere olduğunu net bir şekilde anlamasını önemle rica ediyorum.
Şimdi gelelim futbol konusuna. Evet, futbol takımımız bu sene istediğimiz neticeleri alamadı. İşin gerçeği, ben de ilk 11’inde 9 yeni oyuncunun sahada olduğu bir takımda bazı aksiliklerin, değişim sancılarının olabileceğini tahmin ediyordum. Ancak şampiyonluk hedefinden uzak kalmamız tabii ki kabul edilemez. Yine de birkaç maç futbol şansı yanımızda olsa, bazı kırılma noktalarında hatalarımız olmasa bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. Bu hatalardan da pay çıkardık, üzerimize düşen sorumluluğu alıyoruz. Bugün halen söylüyorum: Beşiktaş’ın çok kaliteli, karakterli ve mücadeleci bir futbolcu topluluğu var. Güçlendirmemiz, daha iyi olmamız gereken noktalar yok mu, elbette var. Bundan sonra da yapacağımız transferlerde takım ruhu taşıyan bu özellikteki oyuncuları getirmeye de devam edeceğiz. Sergen hocamıza ve futbol planlamamıza güveniyoruz. Evet, bu devre arası transfer döneminde maalesef ki istediğimiz oyuncuların birçoğunda sıkıntı çıktı, sorunlar çıktı. Oynayan ve direkt katkı sağlayacak oyunculara talip olduğumuz için ya takımları bırakmak istemedi ya da çok yüksek rakamlar ortaya çıktı. Şimdi kalkıp taraftar beni protesto etmesin diye 5 milyonluk adama 10 milyon bonservis mi vereyim ben? Ya da 3 milyonluk adama sırf bu yüzden 6 milyon maaş mı yazayım? Ben bunları yapmayacağımı en başından söyledim. Evet, teklif verdiklerimiz var, tamamı da kendi takımlarında oynayan oyuncular. Dediğimiz şartlara gelirlerse bu oyuncuları takımımıza kazandıracağız. Bir taraftan uğraşıp didinip 3 kuruş fayda sağlayalım derken, diğer taraftan da 10 kuruş zarar verecek değiliz. Beşiktaş’ı zarara uğratan başkan olmaktansa transfer yapamayan başkan olarak anılmaya ben razıyım.
Kongre ve seçim konularına da tekrar değinmek gerekirse; geçen sefer basın toplantısında da net bir şekilde dile getirdim. Kafamızdaki projeleri hayata geçirdikten, bu yapılanmayı başlattıktan, kulübün faizli borcunu kapattıktan sonra buraya aday olmak herkes için zaten çok kolay olacak. Ama ben adım adım inşa ettiğimiz ve tamamına erdireceğimiz bu finansal tabloyu birilerinin çıkıp da eski haline getirmelerine izin vermeyeceğim. Bu kulübün tekrar o karanlığa dönmesini önleyecek olan tüzük değişikliğini yapmadan, Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden de hiçbir yere ayrılma niyetim yok. Öncelikle bu borçları ödeyeceğim. Sonra da “gelen her yönetimin yarattığı gelirden fazlasını harcarsa şahsi kefaletleri ile sorumlu olacakları” bu tüzük maddesini düzenleyeceğim ve hayata geçireceğim. Değiştirelim tüzüğü; bundan sonra gelenlerin de bizim gibi davranmasını sağlayacak değişiklikleri yapalım, kimsenin gelirinden fazla borçlanmayacağını ve şahsi kefaletleri ile sorumlu olacağını yazılı şekilde garanti hale getirelim.
Kim Beşiktaş’a bizim baktığımız gözle bakabiliyor onu bir görelim. Beşiktaş bu sağlıklı organizasyona kavuşsun; bin tane başkan da gelir geçer, Beşiktaş baki kalır. Amacımız ve niyetimiz de budur; kişilerin, makamların değil Beşiktaş’ın bekasıdır! Bunun böyle bilinmesini istiyorum.
Sözlerime son verirken taraftarımıza seslenmek istiyorum. Üzgünler, belki kızgınlar biliyorum; çok daha iyi bir Beşiktaş görmek istiyorlar, çok haklılar, onları çok iyi anlıyorum.
Dediğim gibi ben de bu yollardan geliyorum. Cumartesi günü de ilk düdükle bu protestoların başlayacağını da zannediyorum. Ama böyle bir ortamda sahadaki çocuklarımızın ayaklarının titreyeceğini de çok iyi biliyorum. Beşiktaş’ın iyiliği için yapılan, başka bir hesap içermeyen her eleştiriye boynum kıldan ince. Beşiktaş layık olduğu yerde değilse buna itiraz etmek, bunu protesto etmek Beşiktaş’ın ruhudur; yeter ki armamız için mücadele edecek oyuncular kendilerini o forma altında değersiz hissetmesin, kendi evinde baskı ya da korku nedir bilmesin, demoralize olmasın. Gelin, Beşiktaş kendi evinde bunları yaşamasın. Bundan sonra herkesten de sadece ve sadece takımına destek olmasını rica ediyorum. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Aslolan Beşiktaş’tır!
Başkanımız Serdal Adalı, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularına şu cevapları verdi:
“Oynayan oyuncuyu bu dönemde takımından almak zordur. Görüştüğümüz her oyunuyu birkaç saat içinde bitirebiliriz ama işin bir de mali tarafı var. Protesto olacak diye kulübün parasını sokağa mı atalım? Şu anda iki futbol takımının maaşını ödüyoruz. Son sahibi olacağımız oyuncuları almayacağız. Bizden önce yapılan transferlerden dert yanıyoruz, bizden sonra dert yanılmasın diye ince eleyip sık dokuyoruz. Üç liralık adama beş lira verirseniz o zaman transfer hemen biter.
Orta sahaya transfer yapacağız. Geleceğe yönelik oyunculardan oluşan bir listemiz var. Avrupa’da transfer bittikten sonra son dakikaya kadar fırsatları değerlendireceğiz. Yasin Özcan hariç dört transfer hedefimiz var, bunlardan birisi de kaleci olacak.
Futbolda her birim koordineli şekilde hareket ediyor. Geçmişte olan iki başlılık yok. Herkesin görev ve yetkisi belli. Ben ortada bir sorun görmüyorum. Graf’tan maksimum seviyede faydalanıyoruz. Futbok aklı Sergen Yalçın olmasın diyen yoktu. Yalçın kendi ekibiyle çalışmak istedi biz de kabul ettik. Graf ve Reçber arasında görev çatışması yok.
Avrupa kupalarına katılacağız. Türkiye Kupası’nın en büyük favorisi Beşiktaş’tır. Beşiktaş’ın hedefi her zaman şampiyonluktur. Avrupa kupalarına katılma konusunda umutsuz değilim.
Beşiktaş’ın en büyük ihtiyacı birlik ve beraberlik. Başarı için önce taraftarın birlik olması lazım. Birileri bizi bölüyor. Yarın 11 tane yıldız oyuncu alıp gelsek de birlik beraberlik olmadan hedefe ulaşamayız. İstifa edip Beşiktaş’ı yeni bir kaosa mı sokalım? Önce birlik beraberliği sağlamalıyız.
Borsadaki manipülasyonun içinde kulübün içinden birileri vardır. Bunlarla mücadele edeceğiz Beşiktaş’a kene gibi yapışan tipleri söküp atacağız.
Eski başkanlarla sık görüşüyorum. Mali tabloyu bir şekilde düzelteceğiz. Dikilitaş’tan gelecek parayla faizli borçları ödeyeceğiz. Artı paramız ya da gayrimenkulümüz olacak. Kimin derdi Beşiktaş değilse ondan uzak duracağız. Onlar da Beşiktaş’tan uzak duracak.
Transferlerden genel olarak memnunum. Jurasek kiralıktı ama kimse anlamak istemiyor. Aldığımız futbolculardan zarar etmeyeceğiz. 26 yaş altı oyuncular alacağız.
Geride kalan bir yılda feda dönemi yaşadık ama bunu camiaya hissetirmedik. Sermaye artışı yaptık, beklediğimiz ilgiyi göremedik. Kartal Yuvası’nda forma satışları geçen yıla göre yüzde otuz daha az. Camiamıza ihtiyacımız var. O zaman daha çabuk düzlüğe çıkarız. Göreve geldiğimizde kulübün durumu iyi değildi ama dert yanmadık. Bunun bilincinde olarak göreve geldik. On senede yapılmayanları yaptık. Rahmi Koç dışında kapısını kaldığımız kimse yok.
Sadece futbol takımına bakarak bir başkanı yargılamak doğru değil. Göreve geldiğimizden bu yana birçok işe imza attık.
Muçi içn Trabzonspor iletişime geçmedi. Öncelik onların hakkı. Opsiyonlarını kullanmak istemezlerse Muçi bizim oyuncumuz. Semih’le ilgili de gelişme yok. Semih birkaç maçtır iyi oynuyor, çok mutlu oluyorum. Semih’i göndermek istemedim ama Semih gitmek istedi.
Bir rakibimiz kadrosunu dört senede, diğer rakibimiz de üç senede oluşturdu. Takımda kolej havası olmamasından dertliydim. Antalya’daki havayı görünce mutlu oldum. Yavaş yavaş takım ruhu kazanıyoruz. Önümüzdeki sene özlediğimiz Beşiktaş’ı göreceğimize eminim.
Futbolculardan, teknik kadromuzdan memnunum ama sonuçlardan memnun değilim. Bazı maçlarda da şanssızlıklar yaşadık. Yoksa durum daha farklı olabilirdi. On haftadır yenilmiyoruz. İkinci devrede de kazanma alışkanlığı edinirsek daha mutlu oluruz.”
Editör: Haber Merkezi
