1. HABERLER

  2. DİĞER HABERLER

  3. SEÇİM

  4. Şansal Büyüka: "Beşiktaş kazansın"
Şansal Büyüka: "Beşiktaş kazansın"

Şansal Büyüka: "Beşiktaş kazansın"

Milliyet Gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, milli takımın Fransa beraberliğini ve Beşiktaş'taki seçim sürecini değerlendirdi.

A+A-

Ajans Beşiktaş - İşte Şansal Büyüka'nın yazısı:

"Şenol Güneş varsa, umut var, ışık var, bu kesin... Şenol Hoca, Trabzonspor’u çalıştırdı, bordo- mavili camia en parlak dönemini yaşadı. Şenol Hoca, Bursaspor’u çalıştırdı, Bursa esti gürledi. Şenol Hoca’nın parlattığı oyuncuların transferlerinden en az 15-20 milyon euroyu kasasına indirdi.

Şenol Hoca, Beşiktaş’a geldi, Beşiktaş iki yıl üst üste şampiyon oldu. Müthiş keyif veren bir futbol oynadı. Taraflı tarafsız bütün futbolseverlerin sempatisini topladı. Şampiyonlar Ligi’nde bir tarih yazıp yenilgisiz bir üst tura çıktı.

Şenol Hoca, artık milli takımda... Milli takımı 2002 Dünya Şampiyonası’nda üçüncü yapmıştı. Şimdi 2020 eleme grubunda, hem de Dünya Şampiyonu Fransa’nın olduğu grupta lideriz. Belki de lider olarak finallere gideceğiz.

Dünya ve Avrupa Şampiyonası finallerine gitmek için en fazla Play-off maçı oynayan ve bu maçları oynamaktan adeta yorulan Türk Milli Takımı şimdi büyük olasılıkla grup lideri olarak 2020 Avrupa Şampiyonası finallerine katılacak.

Düşünün, Türkiye birinci olarak finallere gidiyor, Dünya Şampiyonu Fransa, Türkiye’nin arkasından ikinci olarak... Dünya kamuoyunun önünde müthiş bir prestij, müthiş bir gurur...

Kulüp takımı ya da milli takım... Bu kadar başarı rastlantı olamaz. Bu kadar istikrar şansa, kadere, kısmete bağlanamaz. Şenol Hoca bu işi biliyor. En önemlisi; çalıştırdığı, birlikte olduğu futbolcuyu aldığı noktadan daha ileri taşıyor. O futbolcuya, daha doğrusu futbolculara değer katıyor.

Ben Şenol Hoca’nın elinde geri giden futbolcu görmedim. Parlayan, yıldızlaşan, değerini 5’e, 10’a katlayan çok futbolcu gördüm ama geri gideni hiç görmedim. En önemlisi, havaya girmiyor, ayağı yerden kesilmiyor, hayal peşinde değil, hedef peşinde koşuyor. Her zaman “Önce iyi futbol” diye ısrar ediyor ve bu anlayışın her kapıyı açacağını biliyor.

2002’de Türkiye’yi Dünya üçüncüsü yapan Şenol Hoca’nın değerini bilemedik. Tazminatını bile ödemeden yolları ayırdık. Şimdi milli takımla Şenol Güneş arasında çok uzun yıllardır ertelenen beraberlik var.

Şenol Güneş girdiği yeri aydınlatıyor, parlatıyor. Karanlıktan bıktık, Güneş’e ihtiyacımız var. Gölge edenler kenara çekilsin.

Nazar değmesin

Milli takım, “Altın kuşak”ta çok iyi iki stoper yakaladı; Merih Demiral ve Çağlar Söyüncü... Savunmanın merkezinde Merih sanki hırsı-mücadeleyi, Çağlar aklı ve sakinliği temsil ediyor. Fransa maçında müthiş oynadılar, müthiş hamleler yaptılar.

Premier Lig’de oynamak kolay mı? Çağlar oynuyor... Daha 23 yaşında... Dünyanın en sağlam savunmalarından birine sahip olan Juventus’un kadrosuna girmeyi kaç futbolcu başarır? Merih başardı... Daha 21 yaşında...

İki stoper yakalamışız, ateş gibi... Üstelik biri 21, diğeri 23 yaşında... Biz milli takımda ne stoperler gördük, takıma taç atışından gol yediren... Neyse, Allah nazarlardan korusun, Merih ile Çağlar’ın bu milli takımda en azından 8’er 10’ar yılları var.

İyi bir takıma finallere

Hakan Çalhanoğlu, Avrupa’da oynadığı kulüplerde iyi işler yapsa bile, milli takımdaki performansı ile genelde eleştiriliyordu. Şenol Güneş, Fransa maçının ikinci yarısı başlarken çok doğru bir hamleyle Hakan’ı oyuna sürdü. Hakan da o oyunun şeklini değiştirdi.

İlk yarıda sinen, ileri çıkamayan milli takımı hücuma çıkartmaya başladı. Burak’a mutlak gol olabilecek bir pas attı, golde de topu Kaan Ayhan’ın kafasına, adeta adrese teslim etti. Kaleci Mandanda’nın ve Fransız savunmasının müdahalesine bile imkan bırakmadan... Kalecimiz iyi, stoperlerimiz iyi, orta sahamız iyi, hocamız iyi... Üstelik önemli eksiklerimiz de var. Şurası kesin; iyi bir takımla finallere gidiyoruz.

Mert bozdolabı gibi!

Oyuna sıcak ama aşırı sakin, aşırı güvenli... Şartlardan etkilenmiyor, rakipten çekinmiyor, paniğe kapılmıyor, eli-ayağı asla titremiyor.

Bunu yazmıştım, bir daha yazıyorum. Belki de 10 yıl öncesi... Mert Günok, Fenerbahçe’deydi ama pek de şans bulamıyordu. Hiç unutmam, Mustafa Denizli bir programda, “Bu çocuk Türkiye’nin en iyi kalecisi olacak” demişti.

Denizli, futbolun kitabını yazmıştır ama oynamayan bir kaleci için, “Türkiye’nin en iyisi olacak “ demesi açıkçası garibimize gitmişti. Ama dediği çıktı. Mert Günok bugün Türkiye’nin bir numaralı kalecisi oldu.

Aslında Mert’in inadı ve ısrarı çok önemli... Fenerbahçe’de şans bulamadı, pes etmedi. Bursa’ya gitti, genellikle Harun’un yedeğinde kaldı. Başakşehir’e geldi uzun süre Volkan Babacan’ın arkasında bekledi. Buna rağmen yılmadı, pes etmedi, işin ucunu bırakmadı. Volkan Babacan’ı önce Başakşehir’den sonra milli takımın kalesinden kesti. Milli takımın adeta bankosu oldu.
Fransa Milli Takımı’nın hocası Deschamps bile maç sonrası basın toplantısında döndü, dolaştı lafı Mert’in kurtarışlarına getirdi. Mert 30 yaşında ama buna rağmen Fransa karşısındaki performansından sonra, hiç kuşkunuz olmasın Avrupa kulüplerinin radarına girmiştir. Bugün, yarın zaten bu işin kokusu çıkar.

Bir de şaşırdığım, Mert maçlarda “Buz” gibi... Hatta “Buzdolabı” gibi... Oyuna sıcak ama aşırı sakin, aşırı güvenli... Şartlardan etkilenmiyor, rakipten çekinmiyor, paniğe kapılmıyor, eli-ayağı asla titremiyor.

Kale emin ellerde... Önce olanca ihtişamıyla Mert Günok, arkasında büyük umut Uğurcan Çakır ve büyük tecrübe Sinan Bolat...

Beşiktaş kazansın

Beşiktaş’ın içini çok iyi bilenlere ve tarafsız kalabilenlere soruyorum, başkanlık seçimi için, “Serdar Adalı daha şanslı” diyorlar. Kongrede oy toplama konusunda önemli bazı isimlerin de Serdar Adalı için çalıştığını söylüyorlar.

Kendi çevremde Beşiktaş genel kurul üyesi olan kim varsa soruyorum, daha “Ahmet Çebi” dışında ikinci bir adayın adını duymadım. “Beşiktaş’ın ciddiyeti için, “Beşiktaş’ta mali disiplin için mutlaka Ahmet Çebi” diyorlar.

İsmail Ünal’ı iyi tanırım, teşkilatçıdır. Eskiden 1500-2000 kemik oyu vardı, soruyorum “O oylar duruyor” diyorlar. Ayrıca Ünal’ın listesinde Seba döneminin yönetimlerinde görev alan reklamdan kaçan ama önemli katkılara imza atan Emin Önal gibi bir isim var.

Hürser Tekinoktay, mayıs seçiminde Fikret Orman karşısında 1600 küsur oy almıştı. Bunlar tepki oyu mu, yoksa Hürser Tekinoktay’a mı aitti, bu seçimde ciddi anlamda belli olacak. Beşiktaş’ı önemli bir kongre bekliyor. Kim kaybederse kaybetsin, yeter ki Beşiktaş kazansın."

Önceki ve Sonraki Haberler