Cenk Tosun: "Ben, Beşiktaşlı Cenk'im"

Beşiktaş'tan rekor bedelle Everton'a transfer olan ve son haftalarda attığı gollerle göğsümüzü kabartan milli golcü Cenk Tosun, önemli açıklamalarda bulundu.

Ajans Beşiktaş - Takım arkadaşları, teknik ekip, hocası, herkes çok seviyor Cenk'i. Sadece çok yetenekli bir futbolcu değil, çok da iyi bir adam olduğunu anlatıyorlar.

Gerçekten de öyle, başka kim takside cep telefonunu unutan kafası dağınık bir gazeteciye her türlü yardımı yaparak, Milli Takım kampına gelirken telefonu bizzat geri getirirdi?!

GOLLER BAŞLADI, SIRA PENALTILARDA

Nasıl gidiyor Everton hikayesi, alıştın mı?

Zaten ilk günden beri beni çok sıcak karşıladıkları ve aileye alır gibi içlerine aldıkları için çok zorlanmadım.

Vücut olarak biraz zorluklar yaşadım ilk ay, buradaki futbol daha sert ve hızlı, daha fazla fiziksel güç isteyen bir futbol.

Burada devre arası yok, Türkiye'de ve Almanya'da devre arası oluyor biliyorsun, burada devre arası yok, birinci ayın 7'sinde bile maçlar oynanıyor.

Ben 7-8 gün tatil yapıp gelmiştim buraya, o yüzden ilk başlarda fizik olarak zayıftım, ilk maçlarda çok iyi hissetmedim, çabuk yoruldum.

Ama üzerinde çalıştım bunların, hocalarımız da çok yardımcı oldu.

Özellikle “Dubai kampında Duncan Ferguson'ın çalıştırması fark yarattı” diye anlatıyor kulüp arkadaşların…

Doğrudur. Ferguson burada bir efsane gibi, kendisi de forvet oynamış, kulübün sevdiği tarz bir forvet, hani ısıran, basan, sert bir forvet.

Bana çok yardımcı oldu, özel idmanlar yaptık beraber, çok da inandı bana, forvetin dilinden de anladığı için “Hiç takma kafanı, devam et, goller özgüvene bağlıdır, bir kere başardın mı arkası geliyor, sen de atacaksın…” hep böyle telkinlerde bulundu.

Ve son üç haftadır da Allah’a şükür atıyorum!

Goller geldi, şimdi penaltılar da sana emanet olacakmış değil mi?.. Gerçi penaltı kaçırmayan futbolcu da yok gibi.

Yoktur, Messi ve Cristiano Ronaldo bile kaçırdığına göre herkes kaçırabilir!

Rooney bizim penaltıcımız, iyi de vuruyor toplara, hocanın bileceği bir şey, ben 25'te 24 atmıştım Beşiktaş'ta, burada da atmak isterim, hocamız bana o şansı verirse.

TÜRKİYE'DE BASKI DAHA FAZLA

Cenk, 6'ıncı maçta sanırım golü buldun…Türkiye'de olsa, o 6 hafta nasıl bir baskı yaşardın, burada nasıl yaşadın?

Buradaki insanlar daha anlayışlı karşılıyor. Farklı bir ülkeden, farklı bir futboldan geldim.

Alışma dönemi var. Hem yönetim, hem basın, hep pozitif yazdılar, söylediler hakkımda. “Bu çocuk açılacak, bunun arkasında duralım…” Ben her zaman pozitif şeyler okuyordum.

Bizim Türkiye'de… “Nankör” demek istemiyorum da, bizim insanımız biraz zor.

Daha duygusal, iyi olunca göklere çıkartır…

Ama aşağı inmesi daha kolay bizde, yani hemen adamı yerle bir ederler.

Ben mesela 5 maç gol atıyordum; 5 maç “en iyisi” bendim, bir maç atamıyordum; ne küfürler ediliyordu.

Bu senin futbolunu etkileyen bir şey midir? Ya da her futbolcuyu etkiler mi?

Herkese göre değişir o.

Aslında sosyal medyayı çok okumak, yorumları takip etmek belki de çok profesyonelce değil… Ama ben tümünü görmeyi, okumayı tercih eden bir futbolcuyum.

Maçlardan sonra kendi kritiğimi de yapmak için hakkımda yazılanları hep okurum. Yapmamam lazım…

Moralin mi bozuluyor?

E bozulduğu zamanlar da oluyordu tabii. Gerçi iyi oynadığımda da kahraman oluyordum, o da yanlış belki.

Sosyal medyaya çok takılmamak gerek, ben iyi bir futbolcu olduğumu biliyorum. “Bir maç kötü oynayabilirim, daha fazla çalışmam lazım bir dahaki hafta, yaptığım hataları yapmamak için… “ Ben olaya böyle bakıyorum.

Bu açılardan burası Türkiye'den daha anlayışlı ve daha çok zaman tanıyor insana.

Basın mı, yönetim mi?

Yönetim hele hiç beni aşağı çekecek bir şey yapmadı, her zaman arkamdaydı, gerçi kötü bir dönem de geçirmedim ben burada.

Çalışmaya devam ediyorum, inşallah daha da iyi olacağım.

EVERTON'DA KUPALAR KAZANMAK İSTİYORUM

Ne yapmak istiyorsun, hem kişisel kariyerinde, hem de Everton'da?

Ben forvet olduğum için atabildiğim kadar atmak istiyorum. Hocamız ve kulubümüz de beni zaten o yüzden buraya getirdi.

Kendimden söz ettirmek istiyorum bu ligde, Türkiye'de yaptığım işleri yapmak istiyorum, Everton ile kupalar kazanmak, hem de onlarla Avrupa'da oynamak istiyorum.

Seni beklerken konuştuğum herkes “Cenk çok takımla oynayan biri” dediler… Ne demek o?

Kendine oynayan futbolcular vardır, ben onlardan biri değilim.

Golcü daha egoist olur aslında ama benim öyle bir egoistliğim yoktur, daha iyi duran veya daha iyi pozisyonda olan futbolcuyu görürüm, onunla oynamaya çalışırım.

Ben takımın parçası olmayı, takım olarak başarılı olmayı daha çok seviyorum. Takım başarılı olduğu anda sen de ön plana çıkıyorsun. Onu demek istemişlerdir…

“TAKIM OTOBÜSÜNDEN İKİ KİŞİYİ ARARIM…”

Burada da bir yönetici kapıyı çarpıp soyunma odasına girer mi? Ya da futbolcular sürekli lüks hayatlarıyla gazetelerde mi?

Bizim başkanımızın ben soyunma odasına filan girdiğini hiç görmedim, burada öyle bir şey yok.

Hocayla öyle büyük sürtüşmeler filan da yaşanmaz, o sadece Türkiye'de oluyor.

Everton Kulubü’nde insanlar daha mütevazı, daha sade hayatları var.

Senin kişisel hayatın da öyle…

Benim de öyle, ben çok sevmiyorum gösterişi. Ben futbolumun peşindeyim.

Yapın mı böyle?

Ben gerektiği gibi yaşamayı seviyorum, her şey düzgün olsun, yerli yerinde…

Ne zaman eğleneceğimi, ne zaman futbola konsantre olacağımı biliyorum.

Ayrıca eşler bir futbolcunun hayatında çok önem taşır. Erken yaşta evlenmek bir futbolcunun hayatını da düzene koyan bir şey.

Ben eşim Ece'ye de bu konuda çok teşekkür etmek istiyorum, onunla evlendikten sonra kariyerim ve performansım hep daha da yükseğe çıktı.

Nasıl destek oluyor sana? Maçlarına gelir mi, futboldan anlar mı?

Futbolu benim maçım olursa seyreder.

Ben mesela bütün gün maç ya da futbol programı izlerim, o der ki “İllallah geldi, başka bir şey aç da ben de izleyeyim…” :)

Ama benim maçlarımı hiç kaçırmaz, evdeki maçlarda stada gelir, deplasmana Londra'ya da geliyor, ötekileri de TV'den izliyor.

Ona da gurur veriyor herhalde beni öyle yerlerde görmek.

Maça çıkmadan önce takım otobüsünde iki kişiyi ararım, önce babamı, sonra da eşimi…

Annen baban da gelir mi? Baban sanırım bir gölgen gibi… Her yerde var!

Babam zaten futbol hastası. Bugüne kadar hiçbir maçımı kaçırmadı.

Ben eğer Cenk Tosun olduysam yüzde 90 onun payı var.

Ne gibi?

O da eski futbolcu olduğu için… çok büyük liglerde oynamasa bile, futbolu çok iyi anlar. Dışardan da çok iyi izler ve bana sürekli tavsiyeler verir.

18 yaşıma kadar beni her gün idman sahasına taşıyan bir baba. Başka ailelerin çocukları trenle giderdi, üşürdü, ben hep babamla gittim geldim, babam kıyamıyordu bana.

Çalışıyordu, sabah saat 4'te işe gidiyordu, öğlen 2'de çıkıp, 3'te beni idmana götürüyordu.

Oruçlu olduğu zamanlar oluyordu, yorgun olduğu zamanlar oluyordu, yine de 40 km getirip, 40 km götürüyordu.

Senin kahramanın baban, anlaşıldı…

En büyük kahramanım babam diyebilirim.

Önce Allah, sonra babam.

Zaten her şeye birlikte karar veriyoruz, o benim menajerim gibi.

Babam hep diyordu “Neler yaptın, çok gururlandırdın bizi, ama seni şu İngiltere Ligi'nde gol atarken bir görürsem, ölsem de gam yemem…”

Babamın hayalini de gerçekleştirdiğim için çok gururlu ve sevinçliyim, çok büyük emeği var.

EVERTON'UN DA TOSUN PAŞASI!

Everton Kulübü müthiş bir şey yaptı ve tarihinde ilk defa bir Türkçe Twitter hesabı açtı! Üstelik bu bir futbolcuya özel açılmış da ilk hesap… Çok heyecanlanmışsındır buna.

Ya o gerçekten inanılmaz oldu. 3 hafta içinde 22 bin takipçiye sahip olduk.

Kulüpte tek Türk oyuncu benim, bana açılmış bir hesap neredeyse. Sürekli Türkçe röportajlar veriyorum, bugün de verdim, o hesaba konuyor hemen.

Ben buraya geldikten sonra sadece Beşiktaşlılar değil, bütün Türkiye beni takip etmeye ve desteklemeye başladı.

Beni Galatasaraylısı da seviyor, Trabzonlusu da seviyor, Fenerbahçelisi de seviyor…

Niye sence? En son Afrin'de görev yapan askerlerin sana çektiği videoyu izledim mesela… Sen de hemen yanıt videosu çekip koydun Twitter'ına…

Evet ya, orada da çok gururlandım, duygulandım.

“Niye” dersen, işime saygımdan dolayı olabilir, ben her zaman sadece işimi yapmaya çalıştım. Çok fazla dışarda görünmemeye, polemiğe girmemeye dikkat ettim.

Futbol geçici bir olay, 35'e kadar oynarsın, ondan sonra herkes seni futbolunla değil de karakterinle daha fazla hatırlayacak.

Ben saha dışında da her zaman iyi bir insan olmaya çalıştım, babam her zaman bana “Büyüdükçe küçülmeyi bilmen lazım” dedi.

Belki de ben bunlara dikkat ettiğim için bugün tüm taraftar grupları ve Türkiye beni destekliyor, beni takip ediyor.

Bunun mutluluğu bambaşka, bu desteği hissetmek büyük bir güç veriyor insana.

AFRİN'DE MEHMETÇİK CENK'E VİDEO ÇEKTİ

Cenk, Afrin'den o video nasıl ulaştı sana? Kim oradaki evlatlar, tanıdığın birileri mi?

O videodaki askerlerden biri bizim Hatay'dan bir tanıdığımızın akrabası.

O çekiyor videoyu içinden gelerek, sonra bizim ortak arkadaşımıza gönderiyor, ondan da bana ulaştı.

Ne kadar etkilendim anlatamam, hemen ben de bir video çektim o yiğit çocuklara.

O Mehmetçikler bizim için, biz iyi ve güvende olalım diye orada ölüm pahasına bir mücadele veriyorlar, minnettarım ben onlara.

“BEN ‘BEŞİKTAŞLI CENK'İM”

Beşiktaş'ı hiç özlüyor musun?

Özlemez miyim, benim çocukluk takımım Beşiktaş.

Beşiktaş'ın yeri farklı, ben futbol hayatım bittikten sonra da “Beşiktaşlı Cenk” olacağım.

Özlememek elde değil…

Everton'lı taraftarlar da sana “Tosun Paşa” diyorlar mı?

Diyorlar. Zaten Everton hesabından da hep “Tosun Paşa gol attı” yazıyor kulüp.

Ben sadece Türkiye'de vardır sanıyordum, burada da dışarda gördüklerinde çok sıcak davranıyorlar, hemen yanıma gelip fotoğraf çektiriyorlar.

Soyadımla genelde çağırıyorlar “Tosun bir resim çekilebilir miyiz?” diyorlar.

“MICHAEL JORDAN DÜNYANIN EN BÜYÜK SPORCUSU”

Senin forma numaran 23'tü, çünkü bir Michael Jordan hayranısın.

Doğru, dünyanın en büyük sporcusu Jordan bana göre. 23'ü Jordan'ı çok sevdiğim için almıştım. Bana da uğurlu geldi Antep'te. Sonra 9 numarayı giydim bir sezon, o sene sadece 8 gol atabildim! Hemen 23'e geçtim, işler düzeldi.

Şimdi 14'le oynuyorsun?

Burada 23 zaten 8 yıldır Seamus Coleman’da. O da çok sevdiğim bir takım arkadaşım, sormadım bile ona. 14 de çok önemli forvetlerin numarası, Thierry Henry olsun, Johan Cruyff olsun… Bu nedenle 14'ü aldım.

Çılgınca forma istiyorlar mı senden?

Çoook!

Yani söylemek istemiyorum çok ama, inan ben de ‘store'dan gidip alıyorum.

Şu an indirimde Allah’a şükür biraz formalar! :) (Kahkahalar)

Ya düşünün, her maç bize iki forma veriliyor. 38 maç oynasak, ben bir de devre arası geldim, 19 maç.

Bazen maç içinde de tanıdığın arkadaşlar oluyor, değişiyorsun formaları. Diyelim 19 maçta, 30 forma oldu, ben 30 formayı kime yetiştireceğim!

Arkadaşlarım, fanlarım… Mecbur gidip alıyorum.

Türkler burada da geliyor mu maçlarına?

Ooo, hem de nasıl. İngiltere içinden farklı şehirlerden gelenler, İstanbul'dan gelenler…

Ben bazen ısınırken duyuyorum “Cenk Abi, buradayız” diye…

SERGEN YALÇIN VE ARDA TURAN

Türkiye'de iki futbol starı; biri senin yakın arkadaşın, diğeri zaten hocan, Arda Turan ve Sergen Yalçın… İkisi de büyük futbol yetenekleri, ama kariyerlerini yönetemediler sanki… Senin böyle endişelerin var mı?

Bana sorarsan Sergen Hoca, Türkiye'de oynamış en yetenekli Türk futbolcusu. O kendine yazık etti, kendisi de her yerde söylüyor zaten bunu.

“Daha çok çalışsaydım dünyanın en büyük kulüplerinde oynardım” diyor… Zaten Bayern Münih filan gelmiş, düşünün yani, biraz çalışsa nerelerde oynardı!

Benim hocalığımı yaptı, beşe iki oynardık, bir kere ortaya geçmezdi, o kadar iyi tekniği vardı. 40 yaşında bile bileğindeki teknik müthişti, o kendi istemedi.

Arda Turan?

Arda ağabeyin durumunu herkes biraz büyütüyor bence, unutmayalım ki Arda ağabeyin başardığını bugüne kadar kimse başaramadı gerçekten de…

Barcelona gibi dünyanın en iyi kulüplerinden birinde oynadı, bu az şey mi? Çok gol attı, bizi gururlandırdı.

Tabii kendi bileceği iş, Başakşehir'e geldi. Türkiye'yi mi özledi artık, ya da Başakşehir iyi bir teklif mi yaptı, o onun seçimiydi.

Avrupa'daki büyük kulüplere de gidebilirdi, bunu tercih etti.

Aradın mı kendisini nikahı kutlamak için?

Vallahi aramadım!

Kulağını çeker bak…

Vallahi çeker! Siz şimdi hatırlattınız, derhal arayacağım. Yoksa haftasonu Milli Takım'da sorar “Niye aramadın” diye…

Çünkü hep diyor, “Beni FaceTime'dan filan ara sık sık” diye. Hemen arayacağım röportaj bitince.

Cenk, Instagram sayfalarında Atatürk paylaşımların da var…

O bizim Ulu Önderimiz, ben onu idol olarak görüyorum. Ülkemiz için o kadar çok şey yaptı ki, ne kadar ansak az. Allah rahmet eylesin, nurlarda uyusun. (Sözcü/Özlem Gürses)