Oğuzhan Özyakup: ''Beşiktaşımı çok özlemişim''

Oğuzhan Özyakup: ''Beşiktaşımı çok özlemişim''

Beşiktaş'ın yıldız futbolcusu Oğuzhan Özyakup, Beşiktaş Dergisi kasım sayısına konuştu.

Ajans Beşiktaş - İşte Oğuzhan Özyakup'un açıklamaları;

''Öncelikle, Beşiktaş’a dönmek nasıl bir duygu?''

''Çok güzel. Pek uzun ayrı kalmadık. Altı aylık bir süreçti, bir hava değişikliği oldu benim için. Tesisleri, takım arkadaşlarımı ve Beşiktaşımı çok özlemişim.''

''Takımda çok sayıda yeni oyuncumuz var ve lig başlangıcındaki yol kazalarının ardından neredeyse yarım bir yaz kampı kadar bir dönem geçirdiniz. Nasıl geçti?''

''Bu dönem, tüm futbol camiası için çok farklı oldu. Hazırlık kampına gidilemedi ki genelde yurtdışında iki üç hafta hazırlanıp onun üstüne iki üç hafta daha İstanbul’da kamp yaparak sezona hazırlanıyorduk. Benim durumum biraz farklıydı. Hollanda’da ligler şubatın son haftası iptal oldu ve lig devam etmedi. Burada ise oyuncular iki ay ara verdikten sonra geçen sezonu tamamladılar, ardından çok kısa bir 10 günlük izinden sonra tekrar yeni sezona hazırlandılar. Bu bir futbolcu için kolay değil ama milli maç arasının takıma çok iyi geldiğini düşünüyorum. Önümüzdeki maçları kayıpsız geçmek istiyoruz.''

''Taraftarlarımızın zihninde Cenk Tosun’lu, Olcay Şahan’lı, Mario Gomez’li kadrodan harika arkadaşlık fotoğrafları var ve o takımın başarılarında bu atmosferin de önemli bir payı olduğuna inanılıyor. Şu an takımda nasıl bir hava var?'' 

''Tabii, bunu biz de arada aramızda konuşuyoruz ve özlüyoruz da. O ruhu yakalamak kolay değil fakat o kadrodaki çoğu oyuncu üç dört sene beraber top oynadı. Bizimki arkadaşlıktan çok, abi kardeş ilişkisi olmaya başlamıştı ve takımdaki ortam bu yüzden çok iyiydi. Yaş ortalaması iyiydi, saygı sevgi üst seviyedeydi. Ben uzun zaman sonra bu takımda biraz o ortamı hissediyorum. Tabii ki zamana ihtiyaç var ama bu kadar kısa zamanda bu kadar samimi ve gerçekten birbirini seven bir takım olabiliyorsak bu yolun sonu da güzel olacaktır diye düşünüyorum.''

''Bu ekibin nasıl hedefleri var? Aranızda neler konuşuyorsunuz?''

''Bu ekibin değil, Beşiktaş’ın hedefi her zaman şampiyonluktur. Şampiyon olmak için de maçları kazanmak zorundasın. Biz ilk dört haftayı biraz zor geçirdik ama takım olarak çok şeyin farkına vardık. Bu takımın tek hedefi var, o da şampiyonluk.''

''Senin Beşiktaş’ta bireysel olarak nasıl hedeflerin var?''

''İki kez üst üste şampiyonluk yaşadığım için nasıl bir his olduğunu biliyorum ve o hisse kimse doyamaz. Tekrar şampiyonluk yaşamak istiyorum ve yaptığım her idmandan, oynadığım her maçtan zevk almak istiyorum.''

''Gökhan ve Aboubakar da takımımıza döndü. Onlar ekibe katılınca neler hissettin?''

''Gökhan benim kardeşim gibi. Aram çok iyi olduğu için gelmeden konuşmuştuk ve çok sevinmiştim. Onun Beşiktaş’tan ayrılmasına nasıl üzüldüysek bugün de geri dönmesine en az o kadar sevindik. İnşallah, bize çok şey katacak. Aboubakar 2016-2017 şampiyonluğuna çok büyük katkıda bulundu. Hem saha dışında hem saha içinde çok iyi anlaştığım biri. Çok cana yakın, çalışkan ve tıpkı Gökhan gibi takım içinde sevilen biri. Onun gibi bir futbolcuya ihtiyacımız vardı ve bize geldiği için çok mutluyum.''

''Sezonunun hazırlık çalışmalarına 'Bırakmam Seni' kampanyamız da eşlik etti. Bunun takıma yansıması nasıl oldu?''

''Yerli oyuncular bu konuyu tabii ki daha çabuk anlıyor. Yabancı futbolcuya anlatılması gerekiyor ve onlar da bu kadar etkili olacağını tahmin edemediler. Bu kadar güzel bir ailenin bir parçası olduklarının farkına vardılar. Futbolcu sahada işini yapmalı elbette ama takım olarak da kampanya döneminde Beşiktaş için elimizden geleni yapmaya çalıştık.''

''Beşiktaş’a ilk geldiğinde, tercih sebeplerin arasında Beşiktaş’ın genç oyunculara şans vermesini saymıştın. Yine böyle bir dönemdeyiz ve siz şimdi bu oyuncalarımızı A Takım’a karşılayan taraftasınız. Bu konuda taraftarlarımıza ne söylemek istersin?''

''Ben 'Feda' sezonunda geldim. Zor bir sene olacağı bana anlatılmıştı ama gençlere önem verileceği de konuşulmuştu. Kendimden emindim ve bana o ilgiyi en güzel şekilde hissettiren Beşiktaş oldu. 19 yaşında geldim ve o sezon 30 maç oynadım. Her sezonun başka bir güzelliği vardır ama şampiyonluk sezonlarını ayrı tutarsak o Feda sezonu en güzel sezondu diyebilirim.

Sabretmek zordur ama genç oyuncular için zaman kesinlikle önemlidir. Genç bir oyuncunun üstündeki baskıyı alarak onu karşılayıp en iyi şekilde oynamasını sağlamalıyız. Bu bizim görevimiz. Taraftarlarımız zaten genç oyuncuları hep en iyi şekilde karşılamıştır, onun için bana o konuda fazla söyleyecek söz kalmaz.''

''En çok hangi tezahüratı sahada duymayı özledin?'' 

''Gündoğdu.'' 

''Dergimize daha önce verdiğin bir röportajda ilk futbol egzersizlerini babanla yaptığını söylemiştin. Biraz açar mısın? Bir baba oğulun futbol üzerinden iletişim kurması nasıl bir his?''

''Babam olmasaydı belki futbolda buralara gelemezdim. Gurbette olmak onlar için daha zordu, burada doğup büyüdüler ve sonradan Hollanda’ya taşındılar. Babam sabah erken işe gidip akşam eve gelirdi. Her fırsatta beni alır, parka götürürdü. O gün idmanda topla teknik antrenmanlarında yaptığımız hareketleri yapardık. Hafta sonu da çalıştığı için uzak deplasmanlara gelmesi zor oluyordu. 'Oğlum, bugün gelemeyeceğim' derdi ama ısınma sırasında bir bakardım ki saha kenarında. Bu beni çok mutlu ve motive ederdi.''

''Seni sahada genellikle çok soğukkanlı görüyoruz. Bunu neye borçlusun?''

''Saha dışında da öyleyim aslında. Genel yapım öyle ama tabii ki sahada işler farklı oluyor. Belki altyapıdan ve eğitimden belki de karakterimden dolayı.''

''Bugünkü bakış açınla İngiltere, Türkiye ve Hollanda liglerini karşılaştırabilir misin? Ayrıca altyapılar açısından nasıl farklar var?''

''Hollanda çok teknik ve taktik isteyen bir lig. Özellikle genç oyunculara önem verilen bir lig. Kulüpler ben oyuncumu yetiştirip satmak istiyorum diyor ve asla o bakış açısından vazgeçmiyor. Takımda iki üç tecrübeli oyuncu bulundurup takım dengesini korumaya çalışıyorlar.

İngiltere şu an dünyanın en iyi liglerinden biri. İnanılmaz yüksek bütçeleri var ve istedikleri oyuncuyu transfer edebiliyorlar. Sadece yayın haklarından kulüplerin kasasına giren para ortada. Aynı zamanda altyapıya da çok önem veren bir ülke. Hem yerli hem yabancı ülkelerden 15-16 yaşından oyuncuları keşfedip A takımlara hazırlıyorlar.

Benim tecrübeme göre Türkiye ligi fizik ve teknik üzerine kurulu. Takımlardaki yaş ortalamaları Hollanda’ya göre çok az daha yüksek ve sonuç odaklıyız. Büyük takımlarda şampiyonluk şart. Çok sert ve zor bir lig. Altyapıyı burada geçirmediğim için o konuda yanlış yorum yapmak istemiyorum.''

''İstanbul’a dönmek nasıl bir duygu? Boş zamanlarında neler yapıyorsun?''

''Ben genelde evciyimdir. Çok dışarı çıkmam ama bu dönemde zaten en doğrusu çok fazla kalabalık ortamlarda bulunmamak. Ben de elimden geldiği kadar buna uymaya çalışıyorum. Evden tesislere, tesislerden eve. Evde genelde PlayStation oynarım, kitap okurum ve film ya da dizi izlerim.''

''Hollanda’da hangi yemekleri özlüyordun? Türkiye’deyken hangilerini özlüyorsun?''

''Ailem orada olduğu için yemek konusunda çok özlem duymadım. Annemin yemeklerini özlemiştim ve o dönem sürekli evde yemek yiyordum.  Bir tek tesislerdeki Recep ustanın yemeklerini özlemiştim.''

''Hem forma çekimlerinde hem de sponsorluk çekimlerinde kamera karşısına geçiyorsun. Kamera karşısında olmak nasıl bir duygu?''

''Evet, kulübümüz için çekimler oluyor ve kamera karşısına geçmek zorunda kalıyoruz ama çok sevdiğim ve rahat hissettiğim söylenemez.''

''Maça çıkmadan ya da maç sırasında bir uğurun var mıdır?''

''Her maç öncesinde stada giderken annemi babamı ararım ve maça duamı edip çıkarım.''

''Taraftarlarımıza söylemek istediğin bir şeyler var mıdır?''

''İnşallah, en kısa zamanda bu donemi atlatıp maçlarda buluşuruz. Taraftar önünde oynamak futbolcuya ayrı bir heyecan katıyor ve tabii ki taraftarlarımız da maç heyecanını özlemiştir diye düşünüyorum. Herkesin sağlıklı kalmasını ve en kısa zamanda kavuşmayı umuyorum.''

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler